Duruma göre davranmak
Prof. Dr. İsmet Barutcugil
Organizasyonlarda bölümler,
birimler ve bireyler arasında yaşanan soğuk ya da sıcak
savaşlar kaçınılmaz değildir. Çevremizde çok sayıda
örnekler görmemiz ya da kendimizi zaman zaman bu savaşların orta yerinde
bulmamız bunları doğal kabul etmemiz gerektiği
anlamına gelmez. Diğer bir ifadeyle, işyeri
savaşlarının gazileri (ya da kurbanları) olmayı
kaderin bir oyunu ya da tanrının takdiri olarak görmemek gerekir.
Savaşlar önlenebilir ve organizasyonlarda mutlu, huzurlu ve güvenli bir
yaşam sürdürülebilir.
Organizasyonlarda
barış içinde yaşamanın temel koşulu barışa
inanmak ve barışı istemektir. Bu, şüphesiz tek taraflı
bir olgu değildir, tek yanlı barış olmaz. Savaşlar gibi
barışlar da en az iki tarafın varlığını
gerektirir. Savaşlar savaşı sürdürerek kazanılmaz,
savaşlar barış anlaşmaları ile
sonlandırılırsa kazanca dönüşür. Kalıcı
barış ise her iki tarafın da kazandığına
inandığı bir barıştır.
Barışı
istemek, ne pahasına olursa olsun çatışmadan kaçmak değildir.
Kendine güvenerek, benliğine saygı duyarak ve aynı şeyleri
karşı taraf için de isteyerek açık ve dürüst iletişime
girmektir. Kalıcı barışın yolu, eğilmeden,
ezilmeden isteklerini ortaya koymak ve haklarını isterken, aynı
şekilde, karşıdakinin istek ve beklentilerini dinlemek, anlamak
ve gereğini yapmaktan geçer. Bu süreç hiçbir şekilde
kabalığı, küstahlığı, baskı ve
zorlamayı, karşıdakini aşağılamayı, kin,
nefret ve öfke gibi duyguların yaşanmasını da gerektirmez.
Çatışmacı
durumlar ortaya çıktığında, savaş rüzgârları
esmeye başladığında ya da gerçek bir işyeri
savaşı yaşandığında en doğru
davranış tüm iletişim kanallarını açarak sakin,
soğukkanlı ve sabırlı bir yaklaşımla dikkatli bir
durum değerlendirmesi yapmaktır.
Böyle bir değerlendirme
büyük olasılıkla üç farklı durum ortaya koyacaktır. Bu
farklı durumların niteliklerini anlamak ve olası
sonuçlarını öngörmek zor durumlarla baş etmeyi ve çözüm üretmeyi
kolaylaştıracaktır.
Birinci durum,
sorunların sizden kaynaklandığı ve çözümün de tümüyle sizin
kontrolünüzde olduğu durumdur. Dürüst bir değerlendirme
yaptığınızda ya da dostlarınızla
konuştuğunuzda sorunun kaynağının kişisel
yetersizlikleriniz ve davranışlarınız olduğunu
keşfederseniz yapmanız gereken bunları gidermek ya da
değiştirmek için karar vermek ve eyleme geçmektir.
Açıkçası, savaşın nedenlerini ortadan kaldırmak ve
barışı sağlamak sizin elinizdedir.
İkinci durum, sorunun
yakın çevrenizden ve etkileme alanınızdan
kaynaklanmasıdır. İş arkadaşlarınızın,
size bağlı çalışanların ya da yöneticilerinizin
yetersizlikleri ve davranışları sorunun kaynağını
oluşturabilir. Bu durumda yapılması gereken akıl yoluyla ve
açık iletişimle onları etkilemek ve değiştirmektir.
Bir başkasını değiştirmek eğer o kişi
istemiyorsa mümkün değildir. Akılcı yaklaşım, burada o
kişiyi değişime ikna etmek için gerekli olmaktadır.
İnsanlar, kendileri için anlamlı ve yararlı olduğunu
keşfederlerse değişirler. Önemli olan değişimin
anlamını ve yararlarını o kişiye
kanıtlayabilmektir.
Üçüncü durum ise
olayların tümüyle kontrol ve etkileme alanı dışındaki
nedenlerden kaynaklanmasıdır. Burada, durumu değiştirmek
için yapılabilecek hemen hiçbir şey yoktur. Karar vermek ya da
akıllıca davranmak bir çözüm üretmeyecektir. Büyük
olasılıkla, sabır ve soğukkanlılıkla durumu
kabullenmek ve beklemekten başka bir çare bulunmamaktadır.
Şüphesiz, öngörülü davranıp, böyle bir durum ortaya çıkmadan
önce bilgi edinmek ve gereken önlemleri almak sorunu ortadan kaldırmasa
bile size zarar vermesini önleyebilir ya da zararı azaltabilir. Bir
İngiliz atasözünde olduğu gibi kötü hava yoktur, uygun olmayan giysi
vardır. Yağmura, soğuğa karşı önlemini alan ve
uygun giysileri olan bir kişi hava koşullarından olumsuz
etkilenmeyecektir. Böyle durumlarda bazen sorunun çözümünü zamana bırakmak
ta önerilebilir. Tepkilerin zamanla yumuşaması, taşların
yerine oturması, toz-duman yatıştıktan sonra durumun daha
net anlaşılması çözümü kolaylaştıracaktır.
İlk tepkileri genellikle sert ve duygusal olan çoğu insan daha sonra
çoğu kez pişmanlık duymaktadır.
Özet ve sonuç olarak,
iş ortamlarında huzurlu ve güvenli yaşam arzu edenler ve bunun
için çaba harcamaya hazır olanlar için temel öneri,
karşılaşılan durumların kaynağını,
niteliğini ve olası sonuçlarını dikkatli bir şekilde
değerlendirmek ve duruma en uygun davranış biçimini seçmek,
diğer bir ifadeyle duruma göre davranmaktır.