Kültürel Yetkinlik
Avrupa Birliğine giriş sürecinde çok kültürlü bir toplumsal yapıya ve kültürel farklılıkların çok daha yoğun yaşanacağı bir dünyaya açıldığımızın bilincinde olmamız gerekir. Çok kültürlü toplumlar, büyüme fırsatlarını ve zenginliği ifade ettiği ölçüde ilişki sorunlarını ve çatışmacı durumları da içerir.
Kültür; varsayımları, inanç ve değerleri, eylemleri ve bunların gerekçelerini ve ırk, dil, din, etnik köken gibi farklılıklarla ilgili iletişim tarzlarını da kapsayan insan davranışlarının bütünleşik yapısıdır. Yetkinlik ise belirli bir alanda ya da konuda sahip olunan bilgi, beceri ve tutumun toplamıdır ve o konudaki yeteneği, kapasiteyi ifade eder.
Bu tanımlardan yola çıkarak kültürel yetkinliği, farklı kültürlere sahip insanların ve sosyal grupların istek ve beklentilerine cevap verebilecek bilgiye, beceriye ve kapasiteye sahip olmak şeklinde tanımlayabiliriz. Bu tanım, insanlar için olduğu kadar organizasyonlar için de geçerlidir. İnsanların çok kültürlü ortamlarda sağlıklı ilişkiler kurabilmesi ve etkili olabilmesi için ihtiyaç duyacağı kültürel yetkinlik aynı şekilde organizasyonlar için de söz konusu olacaktır.
Kültürel yetkinliği yüksek olan organizasyonlar çok kültürlü ortamlarda ve kültürler arası etkileşim gerektiren durumlarda etkin bir şekilde çalışacak uygun tutum ve davranışlara, becerilere, sistemlere, yapılara, stratejilere ve politikalara sahiptir. Bütün bu unsurlar, organizasyonun tamamında bilinir, benimsenir ve uygulanır.
Kültürel anlamda yetkin organizasyonlar; farklılığı anlar ve değer verirler, kültürel yönden kendilerini değerlendirir ve geliştirirler, farklılıkların dinamizminden yararlanırlar, kültürel birikimi kurumsallaştırırlar ve çalışanlarının / müşterilerinin kültürel farklılıklarına göre yapısal ve işlevsel uyarlamalar yaparlar.
Kültürel yetkinliğe sahip insanlar ve organizasyonlar, şüphesiz geçmişte de vardı. Ancak, bu durum belirli kişilerin inisiyatifine kalıyor ve "kişisel duyarlılık" olarak ortaya çıkıyordu. İletişim becerisi güçlü, empatik düşünebilen insanlar bugün olduğu gibi geçmişte de başkalarına karşı açık ve anlayışlı olmuşlardı. Bu nedenle, kültürel yetkinliği tümüyle yeni bir kavram olarak görmemek, ancak, niteliğinin değiştiğini de bilmek gerekir.
Günümüzün kültürel yetkinlik kavramı, duyarlı insanlar kadar sosyal organizasyonların, sivil toplum kuruluşlarının ve özel amaçlı çalışma gruplarının bilinçli katkısını gerektiren bir süreci ifade eder. Bu kişilerin ve grupların ortak çabasının amacı, çok kültürlü ortamlarda ve kültürler arası ilişkilerde verimliliği ve motivasyonu birlikte sağlayan etkin çalışma koşullarını yaratmaktır.
Küresel ekonomide ve çok kültürlü toplumlarda yüksek performans ve yüksek iş tatmini sağlamak isteyen bireyler ve organizasyonlar kültürel yetkinliğin geliştirilmesini ortak bir sorumluluk olarak görmelidirler. Bu görüşle, bireylerin tutum, bilgi, beceri, inanç ve değerlerini geliştirmek kadar kurumsal politika ve prosedürlerin, düzenlemelerin, yapının ve işleyiş sistemlerinin de yüksek kültürel yetkinliği özendirecek şekilde geliştirilmesini sağlamalıdırlar. Böyle bir çaba içinde en kritik uğraşın eğitimler olacağını da akıldan çıkarmamalıdırlar.