Ustalar ve çıraklar, yeniden
Prof. Dr. İsmet Barutcugil
Ustalar ve çıraklardan
söz edildiğinde, çoğumuzun aklına ustaların bilgi ve
becerilerini yıllara yayılmış deneyimlerle
kanıtlamış orta yaşın üzerinde insanlar gelir. Buna
karşın, çırak sözcüğü de aklımıza deneyimsiz,
bilgi ve becerisi sınırlı genç insanları getirir.
Bugün bu düşünceyi
adeta tam tersine çeviren bir dünyada yaşıyoruz. Anneler ve babalar
teknolojiye ilişkin birçok yeni bilgiyi ve beceriyi çocuklarından
öğreniyorlar. Çoğu yetişkin insan yaşamlarını
kolaylaştıracak, işlerini ve ilişkilerini geliştirecek
yenilikleri kendilerinden çok daha genç insanlardan daha yavaş ve daha zor
benimsiyorlar. Hemen tüm dünyada çocuklar ve gençler teknolojiyi daha
yakından izliyorlar, daha yoğun ve daha etkili kullanıyorlar.
Çocukların ve gençlerin
teknolojiye yatkın olmasının çok açık nedenleri
vardır. Onlar, bilgisayarların olmadığı bir
dünyayı hiç yaşamadılar. Bazıları ilk
adımlarını atmadan bilgisayara dokundular. Bazıları
için bilgisayar oyunları ilk eğlence ve zihinsel gelişim
araçları oldu. Sorun çözmeyi, karar almayı, durumu
değerlendirmeyi ve hızlı hareket etmeyi bilgisayar
oyunlarından öğrendiler. Program yüklemeyi, sistemi güncellemeyi ve
küçük teknik sorunları gidermeyi kolaylıkla yapabildiler. Anne ve
babaların daha ne olduğunu anlamadan ve belki de henüz bir tuşa
dokunmadan game over yazısını gördükleri ekranlarda
hırsla ve hızla dolaştılar.
Bugün anne ve babaların
çırak rolünü benimseyip, usta olmuş çocuklarının
yanında yetişmeyi kabullenmelerinin iki önemli nedeni vardır.
Öncelikle çocukların yardımı ücretsizdir ya da çok düşük
bir maliyetle sağlanabilir. İkinci neden çocuklardan yardım
almak çok daha hızlıdır, onlara bilgisayar
firmalarının teknik destek birimlerinden çok daha kolay
ulaşılabilir. Bazen, işyerinde yaşanan bir bilgisayar
sorunu için dahi çocuklardan yardım istenebilir ve bilgisayarın
uzaktan komutasını ele alan çocuk her neredeyse oradan programı
çalıştırabilir ve sorunu giderebilir.
Benzer bir durumun
organizasyonlarda yaşandığını ya da çok yakında
yaşanacağını söylemek zor değildir. Bugün orta
yaş ve üzerindeki yöneticiler bilgi teknolojilerine dayalı yeni
yönetim tekniklerini, iş yapma biçimlerini, yeni sistemleri ve modelleri
genç kuşaklardan öğreniyorlar. Üniversitelerden ve özellikle
çağdaş bilgi ve becerileri kazandıran eğitim
kurumlarından mezun olan gençler, son kullanma tarihi çoktan geçmiş
bilgilere sahip kimi yöneticileri karşısında gerçekten
avantajlı konumda olduklarını biliyorlar. Orta yaş ve
üzerindeki ustalar, günümüzün bilgi organizasyonlarında eğer
kendilerini çok kısa sürede güncelleyemezlerse
çağdışı kalacaklarını ve yeni yetme gençlerin
çırakları konumuna düşeceklerini akıllarında
tutmalıdırlar.