Hoş görmek ve Öğrenmek

     Prof. Dr. İsmet Barutcugil

     İnsanlar arası ilişkileri zorlaştıran en önemli nedenlerden biri gözlemlenen ya da algılanan farklılıklardır. İnsanlar çoğunlukla kendilerine benzeyenleri, kendileri gibi düşünen ve davrananları beğenirler, farklı olduğunu düşündükleri insanlarla olan ilişkilerinde tedirginlik duyarlar, sorunlar yaşarlar.

     Çoğu insan kendisiyle mutludur. Kendini beğenir. Kendi özelliklerini başkalarından üstün görür, kendi düşünce ve davranışlarını da daha doğru bulur. Bu nedenle, benzer özelliklere, düşünce ve davranışlara sahip insanlarla daha iyi ilişkiler kuracağına inanır. O insanlarla birlikte yaşarken ve çalışırken daha uyumlu ve sağlıklı ilişkiler sürdüreceğini düşünür.

     Bu nedenle, birbirine yakınlaşmak isteyen insanlar kendilerini bir elmanın iki yarısı, ruh ikizi ya da bir fidanın iki dalı olarak nitelendirirler. Aynı şekilde ayrılmak isteyen eşler de mahkemeye başvurduklarında ayrı dünyaların insanları olduklarını söylerler. Çoğu kez, çevredekiler de tencerenin yuvarlanıp kapağını bulmasını, davulun dengi dengine vurmasını beklerler. Bütün bunlar, bir bakıma uyumlu ilişkilerin yalnızca birbirine benzeyen insanlar arasında olacağını ima etmektedir.

     Ancak, yakın çevresinde yalnızca kendisine benzeyen insanlar bulunan kişiler kısa bir süre sonra bu ilişkilerden sıkıldıklarını, hiçbir yeni duygu yaşamadıklarını, herhangi yeni bir şey öğrenemediklerini fark edeceklerdir. Birbirlerine benzeyen insanlardan oluşan ekiplerin yaratıcı, üretken ve canlı olamadıkları da bir gerçektir. Bu insanlar ve ekipler sürekli kendilerini tekrarlarlar. Yaptıklarını yapmaya, bildiklerini birbirlerine öğretmeye devam ederler.

     İnsana yeni duygular yaşatan, sürekli öğrenme fırsatları ve kişisel gelişim olanakları sağlayan ilişkiler farklı insanlarla kurduğu ilişkilerdir. Farklı özelliklere, düşünce ve davranışlara sahip insanların birbirlerine söyleyecekleri, öğretecekleri çok şeyler vardır. Sürekli olarak birbiriyle fikir, düşünce, bilgi ve duygu alışverişinde olurlar. Bu da o ilişkiyi anlamlı, verimli ve heyecanlı kılar.

     Bilgi, amaç, yöntem, inanç ve değerler bakımından birbirinden farklı olan insanların aralarındaki ilişkilerde çatışma olasılığı oldukça yüksektir. Ancak bu, tümüyle o insanların yaklaşımına, niyetine bağlıdır. Bir farklılığın ilişkiyi iyi ya da kötü etkilemesi, diğer bir ifadeyle çatışmaya ya da ortak kazanca dönüşmesi tarafların nasıl bir tutum içinde olduklarına, birbirlerine nasıl baktıklarına bağlıdır.

     Burada kritik nokta farklılıkların ilişkileri engelleyici değil, geliştirici özellikler olarak görülebilmesidir. Farklılıkların ilişkileri zenginleştiren, kişisel gelişimi destekleyen boyutunu görebilen insanlar gerçekten farklı kişilerle bir araya gelmekten, onlarla yaşamaktan ve birlikte çalışmaktan çekinmeyeceklerdir. Tam tersine, bunu özellikle tercih edeceklerdir.

     Farklı kişilerle ilişkiyi sağlıklı ve sürekli kılmanın ön koşulu hoşgörüdür, anlayıştır. Önyargılardan, tipleme ve etiketlemeden arınmış ilişkiler çok daha sağlıklı olacaktır. Farklılıkları yok saymak, görmezden gelmek yerine onları oldukları gibi kabul etmek, anlamak ve saygı duymak ilişkileri geliştirici bir davranış olacaktır. Ne yazık ki çoğu kez bu yapılamamakta, tam tersine, farklılıkları öne çıkaran, eleştiren, suçlayan, şikâyet eden sözler ve davranışlar birbiri ardına gelmektedir.

     İlişki içinde olduğumuz insanlarda karşılaştığımız farklılıklar doğuştan gelebileceği gibi sonradan da kazanılabilir. Bazı farklılıklar da yaşam tercihlerinden kaynaklanabilir. Bazılarını ilk bakışta görebiliriz, bazılarını da zaman içinde ancak onlarla birlikte yaşadığımızda ve yakın çalıştığımızda fark edebiliriz. Bu arada, çoğu farklılıkların da yanlış algılamaların, önyargıların, iletişim ve anlayış yetersizliğinin ve kişisel yorumların sonucu olduğunu kabul etmek gerekir. Hoşgörü sınırları dar, gelişmeye ve değişmeye kapalı, içe dönük insanlar genellikle farklılıkları kabullenmek istemezler. Sonuç olarak ta ilişki kurmakta ve ilişkilerini sağlıklı bir şekilde sürdürmekte zorlanırlar.

     Buna karşın, iletişimi güçlü, karşısındakini anlamaya çaba harcayan, hoşgörü sınırları geniş insanlar farklılıkları asla bir sorun olarak görmeyeceklerdir. Bir sorun yaratmaması için de yanlış algılama ve yorumlamalara neden olacak sözlerden ve davranışlardan özellikle kaçınacaklardır. Farklı bilgi ve düşünceleri, davranış ve yaşam tarzlarını kendileri için öğrenme ve gelişme fırsatları olarak göreceklerdir. Günümüz toplumlarında başarılı, huzurlu ve güvenli yaşamanın bir ön koşulu olan yüksek ilişki zekâsı, ilişkileri bir çatışma süreci olarak değil, sürekli öğrenme ve kişisel gelişim aracı olarak görmeyi gerektirmektedir.