Öfke ve diğer güçlü duygular
Prof. Dr. İsmet Barutcugil
Öyle anlar vardır ki insan kendisini kaybeder, kalbi çarpar, bedenindeki kan farklı dolaşır, duyguları, düşünceleri ve bedeni adeta kontrolden çıkar ve -o ünlü deyimiyle- öfke seline kapılır. Sonrasında insanın ya gerçekten hatırlamadığı ya da hatırlamak istemediği olaylar olur. Masaya yumruk vurulur, kapı çarpılır, belki sağa sola tekme atılır ya da karşıdakinin üstüne saldırılır. Amaç can yakmaktır ve içindeki öfke ateşini dışarı atmaktır. Bunu yaparken kimin canının yanacağı onun için önemli değildir. Bu belki çok sevdiği bir insan ve hatta kendisi de olabilir.
Öfke, bir insanın adeta gizli bir güç tarafından ele geçirilmesidir. Bu güç o kişiye bir yandan normal durumlarda sahip olmadığı ek bir fiziksel güç vermekte, onu gerçekten daha kuvvetli yapmakta, diğer yandan da bu gücü kullanarak yaptıklarından gizli bir zevk duymasını sağlamaktadır. Öfke baldan tatlıdır deyişi insanın öfkeyle yaptığı davranışlarının onda yarattığı intikam alma, ezme, yenme, ezikliğinin ya da yenilgisinin acısını çıkarma gibi duyguları yaşayarak haz almasını anlatmaktadır.
Öfke, sağlıklı düşünme yeteneğini azaltır, ancak hızlı düşünme yeteneğini de arttırır. Öfkeyle konuşan insan aslında akıcı bir şekilde düşünerek ve düşündüklerini kendine herhangi bir engel koymadan açıklıkla ifade ederek karşısındakini şaşırtabilir. Bazen böyle anlarda normal durumlarda hiç rastlanmayacak kadar açık ve dürüst ifadelerle iletişim kurulduğundan insanların birbirini anlaması, tanıması, daha önce göremedikleri - gerçek - yüzlerini görmesi mümkün olur.
Çoğumuz birbirimize olaylar karşısında sakin ve soğukkanlı olmayı tavsiye ederiz. İnsanlarla değil sorunlarla, durumlarla uğraşmayı öneririz. Ancak olaylar karşısında çözümsüz kaldığımızda ya da olaylar kontrolden çıktığında insanlarla uğraşmayı, onlara saldırmayı daha kolay buluruz ve tercih ederiz. Çoğu kez fikirlerle, olaylarla baş etme gücünü bulamayanlar buna duydukları öfkeyi güçlerinin yettiği insanlar, hayvanlar ya da eşyalar üzerinde şiddete başvurarak açığa çıkarmaktadırlar.
İşinde, mesleğinde, sosyal ilişkilerinde sorunlar yaşayan bir insan bunların acısını belki de çok sevdiği eşi veya çocuklarında çıkarmaktadır. Bazen de bir anlık öfkeyle kendi canına kıymaktadır. Bir öfke anında işinden istifa etmekte, çok sevdiği bir arkadaşıyla bütün köprüleri atmakta ya da yıllardır emek verdiği mesleğini, işini, saygınlığını kendi eliyle bitirmektedir. O insana bütün bunları neden yaptığını sorduğunuzda kendince bir dolu neden sayabilmektedir. Çoğu kez bardağı taşıran son damladan söz etmektedir. Ona göre, üst üste gelen, başka bir sürü nedenle birleşen ve son anda hepsinin üstüne tuz biber eken bir olay, bir söz, bir davranış belki de sadece bir bakış vardır ve öfke bütün bedeni ve beyni sarmıştır.
O insan bu öfkeyle eline geçirdiği kendisine ek güç sağlayacak herhangi bir şeyi, taşı, sopayı, sehpanın üzerindeki cam kül tablasını, bıçağı, el bombasını ya da Molotof kokteylini kullanarak karşısındakine saldırmaktır. Amaç çok net bir şekilde zarar vermek, can yakmak hatta öldürmektir. Sorulduğunda kendisi kabul etmese de aslında o kişi o anda yok etme içgüdüsü ile hareket etmekte, öfkesini boşaltarak, bir tatmin duygusu yaşamak istemektedir.
Şüphesiz öfke baş edilmesi gereken bir duygudur. Öfkeyle kalkanın zararla oturacağı çok açık bilinen bir gerçektir. Ancak, öfke insanın içinde doğduğu için bir başkası tarafından bastırılması kolay değildir. Özellikle anlık öfkelerde dışarıdan müdahale faydadan çok zarar verir. Öfkelenmiş bir insana sakin olmasını söylediğinizde, o sizi kendisini hafife almakla ve duygularını anlamamakla suçlayacaktır.
Öfkenin bastırılması için belki en iyi yöntem o anda dikkatin başka bir yöne çekilmesi ve yoğunlaşmış içsel enerjinim başka bir alana yönlendirilmesidir. Kendini öfke dalgalarından korumak isteyen bir insanın, kendisini nelerin öfkelendirebileceğini çok iyi bilmesi ve o durumlardan uzak durması gerekir. Belki de öfkenin verdiği haz duygularını yaşamak isteyen insanlar içgüdüsel olarak bu tür durumlarla karşılaşmak için, adeta bilerek ve isteyerek buna uygun ortamlar ve fırsatlar yaratırlar. Daha sonra da bu tür durumların hep kendilerini bulduğunu, nedense her kötülüğün kendi başlarına geldiğini söyler ve şikâyet ederler.
Öfke, yönetilmesi en zor duygulardan biridir. Ancak günümüz dünyasında toplumsal ilişkilerin sağlığı ve sürekliliği duyguların etkin yönetimine bağlıdır. İnsanın kendi duygularını onları doğru yönetebilmesi ise duygusal zekâsını kullanması, geliştirmesi ve bir başka deyişle kişisel olgunlaşmasını tamamlaması anlamına gelir.