Son yıllarda küçük işletmelerin daha hızla büyüdüğü ve ekonomilerdeki öneminin ve rolünün giderek arttığı gözlenmektedir. Yaratılan yeni iş imkanlarının daha büyük bir kısmı küçük işletmelerden kaynaklanmaktadır.
Küçük işletmeler değişen ekonominin gereklerine ve çeşitlenen tüketici taleplerine daha hızlı cevap verebilme olanaklarına sahiptir. Dış dünyadaki gelişmelere duyarlı olmaları ve girişken profesyonel yaklaşımla yönetilmeleri durumunda hızlı büyüme fırsatlarını daha kolay yakalayabilirler.
Küçük işletmelerde işlerin ve ilişkilerin niteliği büyük organizasyonlardan farklıdır. Tüm çalışanların, çeşitli görevlendirmeler için gereken farklı yetkinlikleri bir arada gösterebilen, işbirliklerine yatkın ve daha esnek kişiler olması gerekir. Bu işletmelerde yaratıcılık ve girişimcilik önemli bir ihtiyaçtır. Çalışanlardan üretkenlik, yenilikçilik ve girişkenlik beklenir. Küçük işletmelerin bireysel anlamda güçlü katkılarda bulunacak insanlara ihtiyacı vardır.
Diğer taraftan, genç ve deneyimsiz insanların önemli bir üstünlüğü, büyük işletmelerin güven veren ortamlarında rahatlığa alışmış ve düşük performansla fark edilmeden uzun süre çalışmış insanların kötü alışkanlıklarına sahip olmamalarıdır. Onlar, öğrenme ve kişisel gelişim adına kendilerine verilen işlerden ve sorumluluklardan kaçınmazlar, daha istekli ve heyecanlıdırlar. Bu iş olmaz ya da Bu iş böyle olmaz şeklinde bir tutum sergilemezler. Onlara göre hemen hiç bir şey imkansız değildir. Bu gençler, kendilerini geliştirme, gösterme ve kanıtlama isteklerine sahiptirler. Mesleklerinde sıçrama yapabilecekleri fırsatları ararlar, daha büyük başarılar sağlayabilecekleri, potansiyeli yüksek görevlere doğru daha hızlı ilerleyebilecekleri yolları ararlar.
Bütün bu nedenle, küçük işletmeler genç, yetenekli, enerjik, yaratıcı insanlara çok daha fazla ihtiyaç duymaktadırlar. Büyümek, başarılı olmak ve değişen pazar koşullarına daha hızlı cevap vermek isteyen küçük işletmelerin gerçekte ihtiyaç duydukları insanlar bunlardır. Bunun bir anlamı, kendine güvenen, öğrenmeye açık ve işten kaçmayan gençlere küçük işletmelerde daha büyük fırsatların bulunduğudur.
Ancak, bütün bunlara karşın, küçük işletmelerde çalışan genç üniversite mezunlarını bekleyen bir dizi ciddi sorun bulunmaktadır. Büyük olasılıkla, kişisel tercihlerden ve aile ilişkilerinden kaynaklanan ve profesyonel yönetim anlayışıyla asla bağdaşmayan durumlar insan ilişkilerinde deneyimsiz gençleri zorda bırakmaktadır. Kurumsal yapı ve işleyişin etkinliği konusunda tüm bildikleriyle çelişen durumlarla karşılaştıkça gençler ne yapacaklarını bilememektedirler.
Kendilerinden modern kavramları ve uygulamaları işletmeye getirmeleri istenmekte ve bu yönde bir beklentinin olduğu hissettirilmektedir. Başlangıçtaki çaba ve çalışmaları desteklenmekte, ancak tam eyleme geçme aşamasında bir dizi gerekçeyle önleri kesilmektedir. Gençler, zamanlarının önemli bir kısmını karar alma mekanizmasının ve iç politikanın nasıl işlediğini çözmeye çalışmakla harcamaktadırlar.
Heves ve heyecanlarını kaybetmemeye çalışarak ve kendilerine verilen mütevazi olanaklarla yetinerek bir şeyler yapmaya çalışan küçük işletmelerin genç profesyonelleri çok sık hayal kırıklıkları yaşamaktadır. Özel konuşmalarında, yönetim toplantılarında ve çalışanlar için düzenlenen etkinliklerde kurumsallaşmayı, profesyonel yönetim anlayışını ve değişimi bütün güçleriyle savunan patron yöneticiler sıra uygulamaya geldiğinde eski alışkanlıklarına geri dönmektedirler.
Genç profesyonelleri, zaman zaman eğitim seminerlerine, konferanslara ve meslek toplantılarına da gönderen bu şirketlerin patronları, daha sonra, orada öğrenilenlerin uygulanması için henüz çok erken olduğunu ve aslında öğrenilenlerin kendileri için fazla ya da fantezi olduğunu öne sürmektedirler. Öğrendiklerini uygulamaya transfer edemeyen genç profesyoneller de ciddi bir çelişki yaşamaktadırlar. Bunlardan bazıları bu stresli duruma fazla dayanamamakta ve şirketten ayrılmaktadır. Bazı gençler de durumu olduğu gibi kabullenmekte, eski alışkanlıkları değiştiremeyeceklerini görmekte ve sonuçta yalnızca kendi kişisel gelişimlerinin hesaplarını yapmaya başlamaktadırlar.
Ancak, bazı genç profesyoneller de işletmeleri için ve özellikle orada çalışan diğer insanlar için mutlaka bir şeyler yapılması inancıyla uzun soluklu bir mücadeleyi göze almakta ve umutla çalışmalarını sürdürmektedirler. O işletmelerdeki vazgeçilmez olduğu düşünülen kıdemli elemanlara, Maradonalara ve Prima Donnalara karşın bilgilerine, heyecanlarına ve yüksek enerjilerine güvenerek sabırla bir şeylerin değişeceği günü gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.
İşte küçük işletmelerin büyük insanları bunlardır.