Büyük İşletmelerin Küçük İnsanları

İsmet Barutçugil

Yakın geçmişte yaşanan ekonomik krizin ve çalışan maliyetlerini düşürme endişelerinin sonucunda bir çok  işletmenin daha genç ve deneyimsiz elemanlarla çalışma eğilimi içinde olduğu gözlenmektedir. Gençlerin maliyet avantajı dışında daha bir çok konuda da işletmelere yararlar sağladığı bir gerçektir. İşletmeler, yeni bir soluk getirecekleri, kolay yönlendirilebilecekleri ve yüksek beklentiler içinde olmayacakları varsayımıyla genç profesyonellerle çalışmayı tercih etmektedirler.

Genç profesyonellerin benlik iddiası içinde olmadan, işletme körlüğüne düşmeden ve katılaşmış davranış kalıpları içinde kalmadan kurumsal yapıya ve işleyiş sistemlerine uygun çalışmaları olasılığı çok daha yüksektir. Değişime daha çabuk ve kolay uyum sağlarlar. Kurum kültürünün benimsenmesini engelleyen alışkanlıkları yoktur. Motivasyonları yüksektir. İş dışındaki sorumluluklarının daha az olması nedeniyle işe kendilerini adama olasılıkları da daha fazladır. Bütün bunlar açılan yeni pozisyonlarda gençlerin tercih edilmesini destekleyen nedenlerdir.

Ancak, bazı işletmelerde bu gençlerle ilgili yaşanan durumlar beklentileri bütünüyle boşa çıkarmaktadır. Bu gençler, kendilerinden beklenmeyen olumsuz tutum ve davranışlarla kendilerine oldukları kadar içinde bulundukları büyük organizasyonlara da ciddi zararlar vermektedirler.

Bir insanın kendi emeği olmadan elde ettiği kazançları çok kolay harcaması gibi büyük organizasyonların bazı genç çalışanları da sahip oldukları olanakları ve değerleri takdir edememektedirler. O değerlerin zamanında nasıl bir emekle ve maddi ve manevi yatırımlarla oluşturulduğunu görmezden gelmektedirler. Organizasyonun kendilerine verdiği olanakların fiyatını bilip değerini bilmemektedirler. Kendi katkılarının ne olduğunu düşünmeden, geçmişin birikiminden ve sistemin getirisinden hak ettiklerinden çok daha fazlasını istemektedirler. Organizasyona ne kattıklarının hesabını yapmak yerine yaratılan değerlerden kendilerine (oldukça fazla) pay çıkarmaktadırlar.

Bu tutum içinde olan genç profesyonellerin davranışları genellikle saldırgan, kıskanç, rekabetçi ve yıkıcı olmaktadır. Organizasyondan intikam almak istercesine kurumsal kaynakları kendi özel zevkleri ve amaçları için kullanmakta, çalışmaktan ve sorumluluk almaktan kaçınmaktadırlar. İşler durgun olduğunda ortalıkta iş yapıyor gibi dolaşan ve işler yoğunlaştığında gözden kaybolan bu insanlar sürekli olarak başkalarını eleştirirler, suçlarlar ve şikayet ederler. Kendilerine verilen olanakları her zaman yetersiz görürler. Servisin kendisini evinin kapısından almasını ve akşam yine kapıya bırakmasını isterler. Yiyecek ve içeceklerle ilgili tercihleri bazen en soğukkanlı yöneticileri de çileden çıkaracak noktalara varır.

Yerlerini gerçekten hak etmeyen genç profesyonellerin organizasyon dışındaki kişi ve kuruluşlarla ilişkileri de oldukça itici ve kurumsal saygınlığı zayıflatıcıdır. Deneyimli İK yöneticileri, temel görevlerinden birinin kendi şirketlerini saygın ve tercih edilen bir kuruma dönüştürmek olduğunu çok iyi bilirler. Oysa, deneyimsiz ve bilinçsiz genç İK uzmanları gerek yeni başvuran adayların mülakatlarında gerek eğitim ve danışmanlık kuruluşlarıyla ilişkilerinde ciddi hatalar yapmaktadırlar.

Kurumun imajını kişisel imajları gibi kullanan, karşısındakini aşağılayan, bekleten, yanıt vermeyen bu genç uzmanlar aslında belki de bindikleri dalları kesmektedirler. Görüşmeye çağırdıkları, kapıda beklettikleri, görüşme sırasında hava attıkları ve cevap verme konusunda sıkıntı çektirdikleri bazı kişiler daha sonra o kurumda işe başlamakta ve bazen de kritik önemi olan pozisyonlarda görev yapmaktadırlar. Bazen de küçümsedikleri ve tekliflerine olumsuz da olsa cevap vermeye ve bir teşekkür etmeye değer görmedikleri eğitim danışmanlık firmalarına kendi işlerinden ayrıldıklarında CV'lerini göndermektedirler.

Bu gençlerin bir diğer özelliği de kendi kurumlarında yılların deneyimine, uzmanlık bilgisine ve kurum kültürüne sahip kıdemli yöneticilerini ve uzmanlarını beğenmemeleridir. Yöntemlerini ve yaklaşımlarını sürekli eleştirdikleri bu yöneticilerden öğreneceklerinin değerini anlamadan, bütün olumsuzluklardan dolayı onları suçlayarak ve hemen her şeyden şikayet ederek aslında iş ortamını kendilerine dar etmekte ve mutsuz bir iş hayatı yaşamaktadırlar.

Bu gençlerin sayılarının çok fazla olduğunu düşünmüyorum, ancak hemen her şirkette böyle birkaç tane olduğunu tahmin edebiliyorum ve ben onları büyük işletmelerin küçük insanları olarak tanımlıyorum.