İş Yaşamında Gençler ve Yaşlılar

İsmet Barutçugil

Nüfusu hızla artan ve işsizlik sorunu yaşayan Türkiye’de iş arayan gençlerin önemli bir beklentisi belirli bir yaşın üzerindeki insanların iş yaşamından çekilmesidir. Yeni iş olanaklarının yeterince artmadığı dönemlerde gençlerin gözü emekli olacak insanların yerlerindedir.

Ancak, önümüzdeki yıllarda ellili ya da altmışlı yaşlarına gelen insanların iş yaşamından çekileceklerini beklemek kolay olmayacaktır. Onlar, aktif olarak çalışmalarına devam edeceklerdir. Bazıları tam zamanlı, bazıları yarı zamanlı olarak, kadrolu veya sözleşmeli bir şekilde, evlerinde ya da iş paylaşımı yöntemiyle ofislerinde çalışmaya devam edeceklerdir. Sağlıkları elverdiği sürece yetmişli, seksenli yaşlarına kadar da çalışacaklardır.

Kişisel değerlerin, çalışma ortamlarının ve iş yapma tekniklerinin değişmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinin gelişmesi insanları alışılmıştan daha uzun yıllar çalışmaya devam etme yönünde etkilemektedir. Yaşlanan insanlar da iş yaşamından kopmamak, aktif, üretken ve bir şeylerle meşgul olmak istemektedirler.

Diğer taraftan, işletmeler de yaşlı insanlarla çalışmaya istek ve ihtiyaç duyacaklardır. Onlar açısından da deneyim, uzmanlık, olgunluk, akıl ve kararlılık önemli özelliklerdir. Alışılmış ya da yasal olarak belirlenmiş emeklilik yaşından sonra da deneyimli yönetici ve uzmanları elde tutmayı haklı gösterecek bir çok neden bulunmaktadır. Gelecekte, çoğu işletme, ek sağlık hizmetleri, esnek ve daha uzun izinler ve yoğunluğu azaltılmış iş programları teklif ederek deneyimli, yaşlı insanlarını elde tutmaya çalışacaklardır.

Bu uygulama, belki bir taraftan insan kaynakları maliyetlerini artıracak, ancak diğer taraftan yerine konulması son derece güç olan deneyim ve akıl avantajını işletmeye kazandıracaktır. A.B.D.’de bazı büyük şirketlerde emekliye ayrılan deneyimli yöneticilerin şirketle bağlantılarının koparılmaması, kendilerine çalışırken sahip oldukları haklarının verilmeye devam edilmesi, hatta şirkette bir odalarının ve sekreterlerinin olması  ilginç bir uygulamadır. Kazancakis’in “Zorba” romanından esinlenerek “old wise Turk” “yaşlı akıllı Türk” olarak da isimlendirilen bu yöneticiler genellikle kendi yerlerine gelen genç yöneticilere akıl hocalığı yapmaktadırlar.

Diğer taraftan, iş yaşamına giren gençlerin sahip oldukları en önemli avantajları eğitimleri ve güncel teknik bilgileridir. Gelişmeyi, değişimi ve yenilikler yapmayı sağlayacak olan bu güncel bilgi ve teknoloji nedeniyle gençler şüphesiz tercih edileceklerdir. Ancak, gençlerin temel bir eksiklikleri kendilerini ve karşılarındakileri tam ve doğru anlayacak olgunluğa ve terbiyeye henüz ulaşamamış olmalarıdır. Bu nedenle, yaşlı ve deneyimli insanlara düşen görev, akıl ve sabırla bu gençleri terbiye etmeleri ve olgunlaşmalarını sağlamalarıdır. Bu arada, yaşlıların zorlansalar da kabul etmeleri gereken bir durum gençlerin kendilerine teknoloji konusunda eğitmenlik ve akıl hocalığı yapmalarıdır. Alışılmışın tersine dönen bir usta-çırak ilişkisinden rahatsız olmamaları gerekir.

Bu gelişmelerden belki de en fazla rahatsızlığı, işletmelerde ortada yakalananlar duyacaktır. Bir taraftan, güncel teknoloji konusunda tam anlamıyla yetkin olmayan ve diğer taraftan da akıl danışılacak kadar deneyimleri bulunmayan orta basamak yöneticilerini yakın gelecekte zor günler beklemektedir.

İnsan kaynakları yöneticilerinin önümüzdeki yıllarda gündemlerinde bu konular olacaktır.