Eğitimde değişen manzaralar

     İsmet Barutcugil

     Önümüzdeki yıllarda eğitim alanında çok önemli değişiklikler göreceğiz. Üniversiteler, yüksek okullar, şirketler, devlet kuruluşları,askeri organizasyonlar ve yerel yönetimler bugün olduğundan daha yüksek niteliklere sahip insanların yetiştirilmesi konusunda içerden ve dışarıdan gelen baskılarla karşılaşacaklar ve çok ciddi çabalar göstermek zorunda kalacaklardır. Avrupa Birliği sürecindeki büyük değişimin temel gücü eğitim olacaktır. Ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal değişimi gerçekleştirecek niteliklere sahip yeterli sayıda insanın yetiştirilmesine ihtiyaç duyulacaktır. Nitelikli insan gücü açığının artması hemen her alanda eğitim talebini yoğunlaştıracaktır.

Bugünkü yapı ve işleyişi ile eğitim sistemi bu talebi karşılamaya yeterli olamayacaktır.  Ayrılan kaynaklar, önümüzdeki 10-15 yıl içinde kendini çok daha açık bir şekilde gösterecek olan yetişmiş insan gücü ihtiyacı karşısında yetersiz kalacaktır. Birçok eğitim kurumu, ne yazık ki günümüzün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap verebilecek mezunlar yetiştiremedikleri gerçeği ile yüzleşeceklerdir.

Bireysel ve toplumsal yaşam tarzını değiştirecek ve Avrupa Birliğine uyum sürecini kolaylaştıracak bir eğitim sistemi için en kısa sürede kararların alınması ve eyleme geçilmesi gerekecektir. Eğiticilerin eğitilmesi, onların ekonomik ve sosyal koşullarının iyileştirilmesi, kitaplardaki ve diğer eğitim materyallerindeki eksikliklerin giderilmesi, eğitim sürelerinin tüm öğretilecek konulara yeterli düzeye getirilmesi ve eğitim teknolojilerinin iyileştirilmesi gibi sorunların çözümü gündeme gelecektir. Bu sorunların çözümü için de finansal, akademik, yönetsel, sosyal, yasal ve teknolojik anlamda ciddi adımların atılması gerekecektir. Burada önemli olan; temel kararları kimin alacağı, eylemi kimin başlatacağı, liderliği kimin üstleneceği ve kimin ne kadar kaynak sağlayacağı gibi sorulara cevaplar bulabilmektir.

Bu sorular ve sorunlar, büyük olasılıkla, kısa dönemde okul yöneticileri, eğiticiler, merkezi ve yerel yönetimler, öğrenci aileleri ve şirketler arasında çatışmacı durumların doğmasına yol açacaktır. Ancak, çatışma uzun sürmeyecek, tüm tarafların beklentilerini karşılayacak ortak çözüm yolları bulunacaktır. İlgili kişiler ve kurumlar, konunun önemi ve önceliği karşısında ortak sorumluluk almak, hızla harekete geçmek ve kendilerine düşeni yapmak zorunda olduklarını göreceklerdir.

Gelecekte okullar daha uzun süre açık kalacak, gece ve hafta sonu programları ve yaz okulları ile adeta bütün yıl, yedi gün 24 saat eğitim hizmetleri üreteceklerdir. Geleneksel anlayışın dışına çıkacak eğitim kurumları, sınıflarla işyerlerini bütünleştirmeye odaklanan eğitim programları geliştireceklerdir. Büyük şirketler, hastaneler, kamu kuruluşları, yerel yönetimler ve benzerleri eğitim kurumları ile ortaklığa girerek kendi bünyelerine ve ihtiyaçlarına uygun eğitimler tasarlayacak ve uygulayacaklardır. Üniversite ve yüksek okullardaki geleneksel eğitimlerin beklentilerini karşılamaktan uzak kaldığını gören şirketler ve diğer kurumlar çalışanlarını kendi bünyelerinde yeniden eğitmek ihtiyacını duyacaklardır.

Eğiticiler, eğitim ve öğretime yönelik rollerinin yanı sıra danışman ve yönetici olarak da rol üstleneceklerdir. Eğitim içeriklerini bireysel ihtiyaçlara uyarlama ve etkili öğrenmeye uygun yöntemler geliştirme konusunda beceri kazanacaklardır. Eğitim yöneticileri de daha yüksek standartlara ulaşma konusunda sorumluluk taşıyacaklardır.

Aileler ve şirketler gençlerin geleceğe daha iyi hazırlanmaları konusunda en iyi fırsatları araştırdıkça üniversiteler, yüksek okullar ve diğer eğitim kurumları arasındaki rekabet yoğunlaşacaktır. Bu rekabet de eğitimin içeriğini zenginleştirecek, konularını çeşitlendirecek ve etkinliğini artıracaktır. Geleceğin liderlerini, meslek insanlarını ve vatandaşlarını yetiştirme konusunda bir yarış başlayacaktır.

Bu insanların yetiştirilmesinde kısa dönemli ve uygulamaya dönük kurslar ve sertifika programları alternatifleri geliştirilecektir. Okullar ve eğitim veren diğer kurumlar kendi alanlarında başarılı insanlara eğitici olarak ihtiyaç duyacaktır. Hemen her eğitim kurumu, deneyimli uygulamacılara kapılarını açacak ve onları eğitici formasyonu ile donattıktan sonra bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak isteyecektir.

Gelecekte insanlara daha esnek programlar içinde kendi hızlarına ve bireysel ihtiyaçlarına uygun bir şekilde eğitimler alabilme ve beceri geliştirebilme olanakları sunulacaktır. Bu süreçte bilgisayar ve iletişim teknolojilerinden, internet'in olanaklarından en etkin şekilde yararlanılacaktır.

Ancak, bütün bu olumlu beklentilerin gerçekleşmesi için her şeyden önce eğitime olan büyük ihtiyacı görmek ve eğitimin gücüne inanmak gerekmektedir.

 

ibarutcugil@rcbadoor.com