Eğitimin
alternatif yolları
İsmet Barutcugil
Birçok ülkede, insanlar çeşitli düzeylerdeki eğitim kurumlarına devam ederek diplomalarını alırlar ve geleceklerini kazanmak için çalışma hayatına atılırlar. Şirketler de bu eğitimli insanları kendi amaçlarını gerçekleştirmelerine katkıda bulunacakları umudu ile işe alırlar. Ancak bu süreç her zaman kişiler ve kuruluşlar açısından arzulanan sonuçları vermez. Her iki taraf da beklentilerinin karşılanmaması nedeniyle çoğu kez mutsuz ve huzursuz olur.
Bazı ülkelerde eğitim sürecinin başlarında insanların yeteneklerine ve eğilimlerine göre değerlendirmeler yapılır ve eğitim / kariyer yolları bu değerlendirmelerin sonuçlarına göre önceden belirlenir. Diğer taraftan da şirketler uzun dönemli insan kaynakları planları ile gelecekte ihtiyaç duyacakları insanların sayısını ve niteliklerini belirleyerek eğitim kurumlarının programlarını oluşturmalarına katkıda bulunurlar.
Ancak, çoğu ülkelerde insanlar böyle bir bilgiye, ilgiye ve desteğe sahip olamadıklarından yanlış seçilmiş eğitim ve kariyer yollarında verimsiz, mutsuz ve umutsuz bir şekilde yıllarca dolaşırlar.
Günümüzde, eğitim kurumlarının etkinliği ve kalitesi, aileleri ve şirket yöneticilerini giderek daha fazla endişelendirmektedir. Toplum ve iş liderleri, fikir ve bilim insanları, gençlerin kariyerlerine ve genel anlamda yaşama daha iyi hazırlanmaları için daha etkin eğitim çözümleri geliştirmek zorunda olduklarını bilmek zorundadırlar. Bu baskıyı eğer bugün hissetmiyorlarsa bile yakın bir gelecekte ciddi olarak hissedeceklerini bilmelidirler.
Bu aşamada sorulacak sorulardan biri, bu kadar çok sayıda gencin üniversitelere devam ederek geleneksel anlamdaki lisans (ve de yüksek lisans) eğitimlerini almasının gerekip gerekmediğidir. Aileler çocuklarını liseden sonra üniversiteye girme konusunda baskı altında tutmakta ve adeta zorlayarak sınava hazırlık kurslarına göndermektedirler. Üniversiteye gitmek isteyip istemedikleri onlara sorulmamakta ve böyle bir eğitime uygun yetenekleri olup olmadığı değerlendirilmemektedir.
Bu nedenle, çok sayıda genç, üniversite eğitimlerinin ilk yıllarında hayal kırıklıkları yaşamakta, başka bir okula ya da başka bir alana geçme çabası içine girmektedirler. Çok sayıda öğrenci de başarılı olsa bile ilk bir iki yıl içinde eğitimini bırakmaktadır. Eğitimin alternatif bir yolunda ilerledikleri takdirde belki de çok daha başarılı ve mutlu olabilecek bu gençler mutsuzluğa ve işsizliğe itilmektedir. Eğer bir iş bularak çalışmaya başlasalar bile bu gençler eğitimde başarısız ve kariyerlerinde hazırlıksız olma duygusunu üzerlerinden atamamaktadırlar. Bazen de ne yapacaklarına karar verebilmek için değişik işlerde dolaşmakta, deneme-yanılma yoluyla geleceklerini araştırmaktadırlar. Ne yazık ki bu araştırma sırasında da kendileri için çok değerli olan kariyer geliştirme zamanlarını boşa harcamakta ve 28 yaşından gün almamış tarzında ilan vererek eleman arayan şirketlere başvurma şanslarını yitirmektedirler.
Gençler kendilerini bulmaya çalışırken, şirketler de ihtiyaç duydukları becerilere sahip insanları aramaktadırlar. Çoğu şirketin gerçekte ihtiyaç duyduğu insanlar; meslek okulları, teknik liseler, kısa dönemli meslek edindirme kursları, sertifika programları ve benzerlerinin mezunları olmaktadır. Özel teknik ve mesleki beceri gerektiren işler, çoğu kez üniversite mezunlarının aldığı maaş ve ücretler kadar (hatta bazen onlardan daha fazla) gelir ve iş güvencesi sağlamaktadır.
Gelecekte gençler ve aileler, eğitim sürecinin başlangıcında yetenek ve eğilimler konusunda doğru değerlendirmeler yapma konusunda daha bilinçli davranacaklardır. Tutum, ilgi, beceri ve akademik başarıya dayalı olarak gençler kendilerine daha uygun eğitim / kariyer yollarına yönlendirilebileceklerdir. Gençlerin tercihlerindeki bilinçli yoğunlaşmalar ise eğitim kuruluşlarının programlarını çeşitlendirmelerine, güçlendirmelerine ve akademik içeriklerini zenginleştirmelerine yol açacaktır. Bu, şimdilik en azından bizim dilek ve temennimizdir.